Takvim ve Günün Sözü

Tarihte Bugün

2 Eylül 2008 Salı

Hicri 1429, Miladi 2008 Ankara ili İmsakiyesi , Ankara iftar vakti , Ankara sahur vakti , Ankara Teravih namazı

Hicri 1429, Miladi 2008 Ankara ili İmsakiyesi
Ramazan Gün İmsak Gunes Öğle İkindi Akşam Yatsı Kıble
Saati
1 1 Eylül Pazartesi 04:24 06:09 13:00 16:40 19:30 21:00 12:05
2 2 Eylül Salı 04:25 06:10 12:59 16:39 19:28 20:58 12:04
3 3 Eylül Çarşamba 04:27 06:11 12:59 16:38 19:27 20:56 12:04
4 4 Eylül Perşembe 04:28 06:12 12:59 16:37 19:25 20:54 12:03
5 5 Eylül Cuma 04:29 06:13 12:58 16:36 19:23 20:53 12:02
6 6 Eylül Cumartesi 04:30 06:13 12:58 16:35 19:22 20:51 12:01
7 7 Eylül Pazar 04:32 06:14 12:58 16:34 19:20 20:49 12:01
8 8 Eylül Pazartesi 04:33 06:15 12:57 16:33 19:19 20:47 12:00
9 9 Eylül Salı 04:34 06:16 12:57 16:32 19:17 20:45 11:59
10 10 Eylül Çarşamba 04:35 06:17 12:56 16:31 19:15 20:43 11:58
11 11 Eylül Perşembe 04:36 06:18 12:56 16:30 19:14 20:41 11:58
12 12 Eylül Cuma 04:38 06:19 12:56 16:29 19:12 20:40 11:57
13 13 Eylül Cumartesi 04:39 06:20 12:55 16:28 19:10 20:38 11:56
14 14 Eylül Pazar 04:40 06:21 12:55 16:27 19:09 20:36 11:55
15 15 Eylül Pazartesi 04:41 06:22 12:55 16:26 19:07 20:34 11:55
16 16 Eylül Salı 04:42 06:23 12:54 16:24 19:05 20:32 11:54
17 17 Eylül Çarşamba 04:43 06:24 12:54 16:23 19:04 20:31 11:53
18 18 Eylül Perşembe 04:44 06:25 12:54 16:22 19:02 20:29 11:52
19 19 Eylül Cuma 04:46 06:26 12:53 16:21 19:00 20:27 11:51
20 20 Eylül Cumartesi 04:47 06:27 12:53 16:20 18:59 20:25 11:51
21 21 Eylül Pazar 04:48 06:28 12:53 16:19 18:57 20:23 11:50
22 22 Eylül Pazartesi 04:49 06:28 12:52 16:18 18:55 20:22 11:49
23 23 Eylül Salı 04:50 06:29 12:52 16:17 18:54 20:20 11:48
24 24 Eylül Çarşamba 04:51 06:30 12:52 16:16 18:52 20:18 11:48
25 25 Eylül Perşembe 04:52 06:31 12:51 16:14 18:51 20:16 11:47
26 26 Eylül Cuma 04:53 06:32 12:51 16:13 18:49 20:15 11:46
27 27 Eylül Cumartesi 04:54 06:33 12:50 16:12 18:47 20:13 11:45
28 28 Eylül Pazar 04:55 06:34 12:50 16:11 18:46 20:11 11:45
29 29 Eylül Pazartesi 04:56 06:35 12:50 16:10 18:44 20:10 11:44

Ramazan'ı Şerifte hergün okunacak Yasin'i Şeriflerin kimlere bağışlanacağını gösterir liste

1. gün
ALLAH rızası için
2.gün
Şehri alem ve nebiyyi muhterem efendimiz için
3.gün
Adem aleyhisselam ve Havva anamız için
4.gün
Hak raduyallhu anhu içinmiz için
5.gün
Ebubekir efendimiz için
6.gün
Hz. Ömer efendimiz için
7.gün
Hz.Osman efendimiz için
8.gün
Hz.Ali efendimiz için
9.gün
Hz.Fatıma validemizin ervahı şerifleri için
10.gün
Hz.Ayşe validemizin ervahı şerifleri için
11.gün
İmam Hasan efendimizin ervahı şerifleri için
12.gün
İmam Hüseyin efendimizin ervahı şerifleri için
13.gün
Ali evlatları ve onlarla beraber karbelada şehit olanlar ve ehlibeytlerinini ervahı için
14.gün
cihariyari güzin ve üçbin ashabı muvahhidinin ervahı şerifleri için
15.gün
can acısı duymayıp ruhumun asan kabzolunması için
16.gün
günahlarımın affı ile noksan sevaplarımın ihsan olması için
17güb
münker ve nekir cevabını asan ile vermek ve dergahı izzete makbul olması için
18.gün
kabrimin nur ile dolması için
19.gün
kur'anı-ı azimüşşanın güzelce surette gelip kabirde bana yoldaşlık yapması için
20.gün
mizanda sevaplarımın ağır gelmesi için
21.gün
sırat köprüsünü selamet ile geçmek ve ehli cennetten olmak için
22.gün
mahşerde arş gölgesinde sakin olmak için
23.gün
cennet kapıları Rıdvan'ına armağan olması için
24.gün
Azrail aleyhisselam için
25.gün
Hz.Resul aleyhisselam hazretlerine komşu olmak için
26.gün
nur tabakalı ile gelip Peygamber efendimizi karşılayan hurilere armağan olması için
27.gün
Bütün günahlarımın affı mağrifet olması için
28.gün
kıyamette beratımın sağ yanıma verilmesi için
29.gün
Allahu tealanın dergahına varan yüzü ak kalbi pak kullarından olmak için
30.gün
Cenabı Rabbi Alemin hazretlerinin cemali paki olan azimüşerefi görmek ve Cennet-i alada onu görenler sınıfına müyesser olmak için
BAYRAM GÜNÜ
bu okuduğum yasin-i şeriflerin Cenabı Rabbi Alemin dergahı izzetinde kabulü ve makbul olması için

Oruçtaki Güzellik

Alimler demişlerdir ki: oruç ve açlıkda on güzel haslet vardır:

l. Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır.
Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basireti kör eder. Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrarı anlayamaz.
2. Açlıkta rikkat-i kalb olur. Kalb safası da insanı münacatın lezzetini idrak etmeye hazırlar, zikrinin ve sair ibadetlerinin te'sirini görür.
3. Kalbde züll ü inkisar olur, şımarıklık gider. Cenab-ı Hakk da hadîsi kudside: "Ben, benim rızam için kalbi münkesir olanlarla beraberim", buyurmuştur. Lüzumsuz ferah ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrumiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider. Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiç bir şeyle kırılmaz.
4. İnsan açlıkda belaları unutmaz, zararlara ve afetlere duçar olanları unutmaz. Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belaların elemlerini bilirler. Elemli fakirleri ve zayıfları unutmazlar.
5. Açlık bütün ma'siyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmarenin) üzerine basar.
6. Açlık, insana betaet ve hamakat veren fazla uykuyu defeder. Çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar. Kimin gafleti artarsa hüsrana uğrar ve nedameti artar.
Bu sebeble meşayih-i kiram müridi ere: "Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeble çok uyursunuz ve hüsrana uğrarsınız" diye buyurmuşlardır.
7. Açlıkta ibadete devam kolaylaşır. Toklukta ise ibadet zorlaşır, ibadete devam ise daha güçleşir.
8. Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur. Çünkü umumiyetle hastalıkların sebebi çok yemek, çok içmek, çok uyumak, kan fazlalığıdır. Hastalık ibadetlere mani olur, kalbi huzursuz eder, ibadet şevkini kırar.
9. Gayet sade bir hayat sürer, sıkıntısı olmaz. Az yemeği itiyad edinen az mala kanaat eder. Bu sebeble Rasûlullah -sallallalahü aleyhi ve sellem-: "İktisada riayet eden fakra duçar olmaz." yani maîşetinde orta yolu tutan fakir olmaz buyurmuşlardır.
10. Açlıkta sadakasını gönül huzuru ile verebilir, yemeğinin fazlasını yetimlere, miskinlere dağıtır, kıyamette de sadakası altında gölgelenir.

TAKVA İÇİN ORUÇ

Cenabı Hakk Azze ve Celle ayeti kerimede: "Orucun farzıyyeti sizin ittikanız için" buyurmuştur. Çünkü oruç insanın kuvvei şehvaniyyesini kırdığı gibi nefsin heva ve hevesini kırarak bütün azalan günahdan, isyandan ictinab ile zühd ü takvaya sebeb olacağı beyan buyurulmuştur. Çünkü insanların dünyevî mesaisi iki şeye münhasırdır: Biri tatlı tatlı yiyip içmek arzusudur. Diğeri de kuvve-i şehvaniyyedir. Bu iki arzu da ancak oruç ile men'edilmiş olduğu gibi tasfiye-i cesed ve bazı emraz-ı kalbiyyenin tathirine de oruç vesile olur. Ve tıbben de midenin tashîhine vesile olduğu malum, bir hakikattir.
Muhammed bin el-Haris -radıyallahu ahn- der ki: Beş zümreye beş şeyi sordum, hepsi de aynı cevabı verdiler:
1. Tabiblere devaların en şifalısını sual ettim: "Açlıktır ve az yemekdir," dediler.
2. Hikmet ehillerine: "Allah'a ibadete en fazla yardımcı olan nedir?" diye sual ettim. "Açlıktır ve az yemektir" dediler.
3. Zahidlere, "Zühde en fazla kuvvet kazandıran nedir?" diye sual ettim. "Açlıktır ve az yemektir" dediler.
4. Alimlere, "İlim hıfzında en fazla yardımcı şey nedir?" diye sual ettim, "Açlıktır ve az yemektir" dediler.
5. Sultanlara, "Her vakit dikkatli bulunmanın çaresi ve en güzel, en lezzetli taam nedir?" diye sual ettim, "Açlıktır ve az yemektir" dediler.

Mahmud Sami Ramazanoğlu

Sıcak Günlerde Oruç Tutmak

Sıcak Günlerde Oruç Tutmak


Resulullah (s.a.v) buyurmustur ki: “Sicak günlerde oruç tutmak cihattir.”

Yazın şu sıcak günlerinde hepimiz evimizde , işimizde sıcaktan bunalarak zaman geçiriyoruz.Bu sıcaklar devam ederken Ramazan ayıda geldi.Acaba sıcak günlerde orucu nasıl tutacağız diye insanın içinde bir his uyanıyor.Aslında bu düşünce ramazanda oruçlu iken karnımızın açlığından değil sıcak günlerdeki aşırı su ihtiyacımızdan olsa gerek.

Yaz sıcağında oruç günleri, çeyrek yüzyıl önceydi.O günlerde oruç tutanlar sabah uyanır, işe gider çalışır, işten çıkar eve gelir ama oruç açma zamanı gelmezdi.Kavurucu sıcaklarda tarlada çalışanlar için çok zor geçerdi.Maç yapsan dayanılmaz susarsın.Oyun oynasan ibadetin hasar görür.Örgü örsen baş ağrısı.Uyusan anlamı kalmaz.Sohbetle vakit dolmaz.Zor geçerdi .Yola çıkıp tur atanlar mı istersiniz, ‘sevap’ olduğu için iftar sofrasının başında saatlerce bekleyenler mi .
“Ah o eski Ramazanlar” diye bir iç çekiş vardır ya bizde…İçindeki serzenişlerin ve özlemlerin tamamı doğru olabilir, ama en gerçekçisi budur.Böyle geçerdi Ramazanlar.İnsanlar susuzluklarından, açlıklarını unuturlardı.Top atılınca da orucu birer sürahi su ile açarlardı.***Bu yıl Müslümanlar yine nispeten aynı hissi yaşayacaklar.Çünkü bu Ramazan, son Ramazan’dan daha sıcak olacak.Gelecek yıl daha zor… Seneye 11 gün daha erken başlayacak.İki yıl sonra orucun yarısından çoğu Ağustos’ta tutulacak.

Farz olan orucun vakti, Ramazan ayının günleridir. Oruç ay takvimine göre tutulur. Bilindiği gibi kameri aylar güneş takvimindeki aylara göre onbir gün önce gelir.
Böylece Ramazan orucuna her yıl onbir gün erken başlandığından Ramazan ayı yaklaşık 33 yılda sıra ile yılın bütün mevsimlerini dolaşmış ve oruç tutacağımız zamanlar da değişmiş olur. Bu durum, Müslüman’ın değişik mevsimlerde oruç tutmasını ve dolayısıyla her mevsimin zorluklarına kendini alıştırmasını ve yoksulların çeşitli mevsim şartlarında çektikleri sıkıntıları anlamasını sağlar.

Bilindiği gibi dünya üzerinde bölgeler arasında önemli farklar vardır. Meselâ; Kuzey yarım kürede kış iken güney yarım kürede yaz hüküm sürmektedir.

Eğer oruç, güneş takvimine göre belirli bir mevsimde tutulsaydı, bazı bölgelerdeki Müslümanlar ömür boyu soğuk mevsimde oruç tutarken bazıları daima sıcak günlerde tutacak, aynı şekilde müslümanların bir kısmı daima uzun günlerde oruç tutarken, bir kısmı da kısa günlerde tutmuş olacaktı.

Böylece bazı Müslümanlar orucu her zaman kolaylıkla tuttuğu halde bazıları da daima güçlük içinde tutmak zorunda kalacaktı.

Orucun, yılın bütün mevsimlerini sıra ile dolaşan Ramazan’da tutulması ile bu sakıncalar ortadan kalkmıştır.

Ebu Bekir ibni Abdurrahman anlatıyor:

“Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemi oruçlu iken sıcaktan dolayı başına su dökerken gördüm.” (Müsned 3:292, 319)

Sıcak yaz günlerde oruç tutarken susuzluğa karşı dayanmak için başa su dökmek, duş almak oruçluyu rahatlatır, günü tamamlamayı kolaylaştırır.

Bu şekilde serinlemek hadiste belirtildiği gibi aynı zamanda bir sünnet-i seniyyedir, Peygamberimizin uyguladığı bir yoldur.

Çocuklara Ramazan’ın farkını hissettirin

İftar vaktinin erken olması sebebi ile çoğu insan orucunu işyerinde açacak. Hiç olmazsa ilk günde imkanlarınızı zorlayıp orucunuzu evinizde ailenizle birlikte açmaya çalışın! Çocuklar Ramazan'ın farkını hissetsin!

Teravihe çocuğunuzla gidin

Elinden tuttuğunuz çocuğunuzla birlikte teravih namazına gidin. Namazdan sonra, önce çocuğunuza küçük; ama onun hoşuna gidecek bir hediye verin. Sonra yanınıza aldığınız çikolata ya da şekerleri teravihe gelen diğer çocuklara dağıtarak onlara Ramazan’ın rahmet yüzünü bir kere daha gösterin.

Ekonomik durumunuz iyiyse bunu sık sık yaparak camiye gelen çocukları sevindirin.

Çocukları camiden kovmayın

Teravihtesiniz, huşu ile namazınızı kılıyorsunuz. Çevrenizde yüzlerindeki rahmetten izlerle muzipçe dolaşan hatta safların arasında koşuşan çocuklar var. Halden anlamayan bazı nadanların onların koşuşturmasından rahatsız oldukları belli.

Çocuklara kızarak sert sert bakışları ile onları azarlayanların aksine, siz nazarınıza rahmeti yerleştirin ve kendilerinden hoşnut olduğunuzu izhar edin. Namazdan sonra da karşılaştığınız çocuğun başını okşayıp onu tebrik ederek “Allah ibadetinizi kabul etsin” deyin.


Çocukların dinî eğitiminde bu ay bir fırsattır


Eğitim, büyüklerin kendilerini takip eden nesli her yönden geliştirmek, çelişki ve tutarsızlıklardan kurtarmak, ahenkli davranış ve olgunlaşmış şahsiyete ulaştırmak için gösterdiği çabalar bütünüdür. Eğitim için müsait ortamın, heyecanın, motivasyonun ve uygulama yapma imkânının bulunması şarttır. Çocuklara İslâmi eğitimin kazandırılmasının en müsait ortamlarından biri de Ramazan ayıdır.

Heyecan, eğitimi hem kolaylaştıran hem de zorlaştıran bir husustur. Bu itibarla heyecanın eğitime verdiği olumlu ve olumsuz olmak üzere iki yönlü etkisi vardır. Öğrenilecek şeyle aynı yönde olan heyecanlar eğitimi kolaylaştırır; fakat öğrenilecek şeyle zıt yönde olan heyecanlar eğitimi zorlaştırır. Meselâ Ramazan ayının heyecanı, İslâmi terbiyeyi kolaylaştırarak İslâm eğitimine olumlu bir katkıda bulunur. Bunun yanında İslâm örf, âdet ve ahlakıyla uzaktan yakından hiç alâkası olmayan bazı bayramların heyecanı ise çocukların İslâmi terbiyeyi kazanmalarına engel olur. Heyecanın en büyük neticesi motivasyonu ortaya çıkarmasıdır. Kısaca motivasyon, öğrenilecek şeye karşı iradeli olarak ilgi ve merak duymaktır. Herhangi bir şeye ilgi ve merak duymadan onu öğrenmek mümkün değildir. Bu sebeple ilgisizlik ve dikkatsizlik, öğrenme ve anlamaya engel olan kalbe çekilmiş bir perdedir. Artık bugün çocuğa motivasyon kazandırılmadan eğitim ve öğretim yapılamayacağı bütün dünya eğitimcileri ve pedagogları tarafından kabul edilmiş bir husustur. Bunun yanında halkımız arasında "Merak ilmin hocasıdır" sözü yıllardır kullanılmış ve adeta atasözü haline gelmiştir.

En büyük muallim ve terbiye edici olan Kainatın İftihar Tablosu Peygamber Efendimiz (sas) de, bir şeyler anlatmak istediğinde ashabının ilgi ve merakını uyandırarak motivasyonunu artırırdı. Bütün bunlardan da anlaşılıyor ki, Müslüman anne–babanın yapacağı ilk iş, çocukta harekete geçirici güç olan ilgi ve merakı temin etmektir. Bu sebeple dikkati toplamak için mübarek Ramazan ayı, oruç, teravih namazı, imsak ve sahur gibi çeşitli motiflerden faydalanmak lazımdır.


Çocuklar sizi namaz kılarken görsün
Bugün bir başlangıç yapın. 1,5-2 yaşından büyük çocuğunuz varsa onların bulunduğu bir ortamda namaz kılın. Onlar sizlerin önlerinize gelsin, sırtınıza çıksın. Onlara müdahale etmeyin. Peygamberimiz de bu şekilde davranmıştı.

Çocuklarınız sizi namaz kılarken görsün. Bu onun zihnine yerleşecek ve ileride evde sizin yaptıklarınız adına çok önemli bir hatıra olarak kalacaktır. Mümkünse namazlarınızı evde eşlerinizle birlikte cemaat yaparak kılın. Böylece namazınızın yirmi yedi kat daha fazla sevap getireceğini Efendimiz (sas) haber veriyor.


Kaynak: Zaman Gazetesi


İftar vaktinin erken olması sebebi ile çoğu insan orucunu işyerinde açacak. Hiç olmazsa ilk günde imkanlarınızı zorlayıp orucunuzu evinizde ailenizle birlikte açmaya çalışın! Çocuklar Ramazan'ın farkını hissetsin!

Teravihe çocuğunuzla gidin

Elinden tuttuğunuz çocuğunuzla birlikte teravih namazına gidin. Namazdan sonra, önce çocuğunuza küçük; ama onun hoşuna gidecek bir hediye verin. Sonra yanınıza aldığınız çikolata ya da şekerleri teravihe gelen diğer çocuklara dağıtarak onlara Ramazan’ın rahmet yüzünü bir kere daha gösterin.

Ekonomik durumunuz iyiyse bunu sık sık yaparak camiye gelen çocukları sevindirin.

Çocukları camiden kovmayın

Teravihtesiniz, huşu ile namazınızı kılıyorsunuz. Çevrenizde yüzlerindeki rahmetten izlerle muzipçe dolaşan hatta safların arasında koşuşan çocuklar var. Halden anlamayan bazı nadanların onların koşuşturmasından rahatsız oldukları belli.

Çocuklara kızarak sert sert bakışları ile onları azarlayanların aksine, siz nazarınıza rahmeti yerleştirin ve kendilerinden hoşnut olduğunuzu izhar edin. Namazdan sonra da karşılaştığınız çocuğun başını okşayıp onu tebrik ederek “Allah ibadetinizi kabul etsin” deyin.


Çocukların dinî eğitiminde bu ay bir fırsattır


Eğitim, büyüklerin kendilerini takip eden nesli her yönden geliştirmek, çelişki ve tutarsızlıklardan kurtarmak, ahenkli davranış ve olgunlaşmış şahsiyete ulaştırmak için gösterdiği çabalar bütünüdür. Eğitim için müsait ortamın, heyecanın, motivasyonun ve uygulama yapma imkânının bulunması şarttır. Çocuklara İslâmi eğitimin kazandırılmasının en müsait ortamlarından biri de Ramazan ayıdır.

Heyecan, eğitimi hem kolaylaştıran hem de zorlaştıran bir husustur. Bu itibarla heyecanın eğitime verdiği olumlu ve olumsuz olmak üzere iki yönlü etkisi vardır. Öğrenilecek şeyle aynı yönde olan heyecanlar eğitimi kolaylaştırır; fakat öğrenilecek şeyle zıt yönde olan heyecanlar eğitimi zorlaştırır. Meselâ Ramazan ayının heyecanı, İslâmi terbiyeyi kolaylaştırarak İslâm eğitimine olumlu bir katkıda bulunur. Bunun yanında İslâm örf, âdet ve ahlakıyla uzaktan yakından hiç alâkası olmayan bazı bayramların heyecanı ise çocukların İslâmi terbiyeyi kazanmalarına engel olur. Heyecanın en büyük neticesi motivasyonu ortaya çıkarmasıdır. Kısaca motivasyon, öğrenilecek şeye karşı iradeli olarak ilgi ve merak duymaktır. Herhangi bir şeye ilgi ve merak duymadan onu öğrenmek mümkün değildir. Bu sebeple ilgisizlik ve dikkatsizlik, öğrenme ve anlamaya engel olan kalbe çekilmiş bir perdedir. Artık bugün çocuğa motivasyon kazandırılmadan eğitim ve öğretim yapılamayacağı bütün dünya eğitimcileri ve pedagogları tarafından kabul edilmiş bir husustur. Bunun yanında halkımız arasında "Merak ilmin hocasıdır" sözü yıllardır kullanılmış ve adeta atasözü haline gelmiştir.

En büyük muallim ve terbiye edici olan Kainatın İftihar Tablosu Peygamber Efendimiz (sas) de, bir şeyler anlatmak istediğinde ashabının ilgi ve merakını uyandırarak motivasyonunu artırırdı. Bütün bunlardan da anlaşılıyor ki, Müslüman anne–babanın yapacağı ilk iş, çocukta harekete geçirici güç olan ilgi ve merakı temin etmektir. Bu sebeple dikkati toplamak için mübarek Ramazan ayı, oruç, teravih namazı, imsak ve sahur gibi çeşitli motiflerden faydalanmak lazımdır.


Çocuklar sizi namaz kılarken görsün
Bugün bir başlangıç yapın. 1,5-2 yaşından büyük çocuğunuz varsa onların bulunduğu bir ortamda namaz kılın. Onlar sizlerin önlerinize gelsin, sırtınıza çıksın. Onlara müdahale etmeyin. Peygamberimiz de bu şekilde davranmıştı.

Çocuklarınız sizi namaz kılarken görsün. Bu onun zihnine yerleşecek ve ileride evde sizin yaptıklarınız adına çok önemli bir hatıra olarak kalacaktır. Mümkünse namazlarınızı evde eşlerinizle birlikte cemaat yaparak kılın. Böylece namazınızın yirmi yedi kat daha fazla sevap getireceğini Efendimiz (sas) haber veriyor.


Kaynak: Zaman Gazetesi

Peygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki

(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]

(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.) [Taberani]

(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]

(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:

Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.

Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur.

Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]

(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)

Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.

Ramazan Ayı Hakkındaki Hadisler

Size Ramazan ayi geldi. O bereket ayidir. O ayda tam hayir vardir ve sizi gaşyeder. Rahmetini inzal eder, hatalari siler, dualari kabul eder. Sizin rağbetinize bakar ve sizinle meleklerine iftihar eder. Onun icin 'a kendi tarafinizdan hayir ödeyin (Cok hayir yaparak Ramazanin hakkini verin). Zira saki, o ayda 'in Rahmetinden mahrum kalan kimsedir.
Hz. Ubâde (r.a.)

Size Ramazan ayi geldi. O mübarek bir aydir. size Ramazan ayi orucunu farz kildi. O ayda gök (rahmet) kapilari acilir, Cehennem kapilari kapanir ve azılı şeytanlar bağlanir. O ayda bir gece vardir ki bin aydan daha hayırlıdır. Kim o gecenin hayrından mahrum kalmişsa, o kimse hakikaten (bütün hayırlardan) mahrum kalmiştir.
Hz. Ebû Hureyre (r.a.)

Ramazan ayi girdiginde teala arşi taşiyan meleklere, tesbihten ellerini çekip Muhammed (s.a.s.) ümmetine ve mü'minlere istiğfarda bulunmalarını emreder.
Hz. Ali (r.a.)

Hac, kendi ile evvelkisi arasına, Ramazan da evvelki ile arasına, Cuma da evvelki ile kendi arasina kefarettir. (Günahi da anadan doğma temiz olur)
Hz. Ebû Umâme (r.a.)

Ramazan ayi geldiginde Cennet kapilari acilir, Cehennem kapilari kapatilir, seytanlar da baglanir. Bir munadi Ramazan bitinceye kadar soyle nida eder: "Ey hayra talib olan koş, Ey şerri istiyen, azalt (terk et)."
Hz. Utbe Ibni Abd (r.a.)

Ramazanda on gun itikâf etmek (son 10 günü ibadetle meşgul olmak), nafile iki hac ve iki umre gibidir.
Hz. Hüseyin (r.a.)

Ramazanda Cennet kapıları acılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar bağlanir ve her gece bir münadi şöyle nida eder: "Ey hayır sahibi, hayrini yap. Ve ey şer sahibi, biraz geri dur."
Hz. Ukbe Ibni Ferkad (r.a.)

Ramazanda 'i zikreden mağfiret olunur. Ve o ayda 'dan dilekte bulunan kimse de mahrum edilmez.
Hz. Câbir (r.a.)

(z.c.hz.) Ramazanin her gecesi iftar zamaninda bir milyon kisiyi Cehennemden azad eder. Cuma'nin her saatinde de, hepsi cehennemlik olan yine bir milyon kisiyi Cehennemden azad eder.
Hz. Ibni Abbas (r.a)

Bir kimse hac ve umre etse de ayni sene icinde olse, Cennete girer. Kim Ramazan orucunu tutsa sonra olse Cennete girer.
Hz. Ebû Said (r.a.)

Bir kimse Ramazan orucunu inanarak ve sevabini umarak tutarsa, gecmis gunahlari magfiret olur.
Hz. Ebû Hureyre (r.a.)

Bir kimse Ramazan orucunu tutar ve ona ilaveten Sevval'den altı gün tutarsa, butun seneyi oruc tutmus gibi olur.
Hz. Ebû Eyyub (r.a.)

Dort geceyi ihya edene Cennet vacib olur: Arefe'den bir evvelki (terviye) gecesi, arefe gecesi, kurban bayrami gecesi, Ramazan bayrami gecesi.
Hz. Muaz (r.a.)

Bir kimse Ramazan da inanarak ve sevabini umarak Kiyamul-leyl (teravih namazi) kilsa geçmiş günahi magfiret olur.
Hz. Ebû Hureyre (r.a.)

"Ramazan" demeyin. Zira Ramazan Aziz ve Celil olan 'in isimlerinden bir isimdir. Lakin "Ramazan ayi" deyin.
Hz. Ebû Hureyre (r.a.)